Cum

4

Maldiv Adaları

04 Tem 2008, 12:39 | agmehmet | henüz yorum yok

Başkenti: Male (Nüfusu: 61.000)

Diğer önemli şehirleri: Gan

Yüzölçümü: 298 km2

Nüfusu: 240.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 30′u şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 63 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 53′tür. Nüfusun % 47’sini 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.

Km2 başına düşen insan sayısı: 805

Nüfus artış hızı: % 3.4

Etnik yapı: Nüfusun tamamını Maldivliler de denen Divehiler oluşturur. Geçmiş yüzyıllarda bu adalara yerleşmiş olan Arap ve Hindistan asıllılar da Divehilerin dil ve kültürünü alarak onlarla kaynaşmışlardır. Divehiler sadece Maldiv adalarında yaşarlar. Kendilerine özel bir dilleri vardır. Bu dil Hintçe ve Arapça’dan kelime almış olmakla birlikte kendine özel bir yapıya sahiptir ve kendine özel bir yazıyla yazılır. Divehilerin tamamı Müslümandır.

Dil: Resmi dil Maldivce (Divehi dili) ve İngilizce’dir.

Din: Resmi din İslâm’dır. Halkın tamamı Müslüman ve sünni-malikidir.

Coğrafi durumu: Maldiv Adaları, Güney Asya’da Hint Okyanusu’nun içinde ve Hindistan’ın güneybatısında yaklaşık 2000 kadar adadan ibarettir. Sri Lanka’nın 700 km. kadar batısında bulunan ve 650 km2′lik bir alan içine yayılmış olan bu takımadaların 191′i meskundur ve ülke nüfusunu da bu 191 adada oturan insanlar oluşturur. Arazilerinin yüksekliği genellikle deniz seviyesini çok aşmaz ve yağmurun bolluğu dolayısıyla sürekli taze su bulunur. Ancak tarıma elverişli arazisi çok azdır. Maldiv Adaları’nda bol yağmurlu ekvator iklimi hâkimdir. Başkent Male’de yıllık sıcaklık ortalaması 30 derece, yıllık yağış ortalaması 1870 mm.’dir.

 

Yönetim şekli: Maldiv Adaları 11 Kasım 1968′den buyana cumhuriyet sistemiyle ve aynı tarihte yürürlüğe giren anayasayla yönetilmektedir. Devletin en üst yönetici devlet başkanıdır ve genel seçimle belirlenir. Üyeleri seçimle belirlenen 48 kişilik bir parlamentosu vardır. Ülkede İslâm hukuk kuralları uygulanmaktadır. Bu kurallar kadılar tarafından uygulanır. İdari birimler “kâtip” adı verilen yöneticiler tarafından yönetilir. Maldiv Adaları, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), İngiliz Uluslar Topluluğu, İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.

İdari bölünüş: 48 idari birimden meydana gelir.

Tarihi: Tarihi kayıtlara göre Maldiv’e İslâm’ı ilk olarak 1154 yılında Ebu’l-Bereket Yusuf el-Berberi adında Faslı bir sufi götürmüştür. Bu kişi oraya vardığında Maldiv’de bağımsız bir krallık vardı. O tarihteki kral adı geçen sufinin etkisiyle Müslüman oldu ve adını Muhammed el-Adil olarak değiştirdi. Onun Müslüman olmasından sonra adalarda İslâm hızla yayıldı. Ünlü Arap seyyah İbnu Batuta 1343′te Maldiv Adaları’nı ziyaret etmiş, 1301 - 1307 yılları arasında adaları yönetmiş olan Sultan Davud bin Yusuf’un kızıyla evlenmiş ve 1.5 yıl kadar kalarak yöneticilere İslâm kanunlarını öğretmiştir. Bu gelişmelerden sonra Maldiv Adaları İslâm kanunlarıyla yönetilmeye başlanmıştır. İbnu Batuta bu seyahatinden seyahatnamesinde söz eder ve Maldiv Adaları’nın o tarihteki sosyal yapısını anlatır. 16. yüzyılın ortalarında Portekizli sömürgeciler Maldivlileri rahatsız etmeye başladı ve 1558 - 1574 yılları arasında 16 yıl süreyle Maldiv Adaları’nı hâkimiyetlerine aldılar. Portekizliler bu süre içinde Maldiv’e özel bir vali tayin ettiler. Portekizli valiyi 1573 - 1584 yılları arasında Maldiv’e hükmeden Muhammed Tukrufan adlı sultan ülkesinden kovdu. Maldiv halkı Portekizlilerin yönetimine hiçbir zaman razı olmamış ve onların ülkelerine hükmetmeye başladıkları tarihten kovuldukları tarihe kadar sürekli silahlı mücadele etmişlerdir. Avrupalı sömürgeciler Hint Okyanusu’nun ortasında kendi hallerine sâkin bir hayat süren Maldivlileri sonraki yıllarda da rahat bırakmadılar ve 17. yüzyılın ortalarına doğru da Hollandalı sömürgecilerin saldırıları başladı. Maldivliler 1645′te Hollanda himayesini kabul etmek zorunda kaldılar. Maldiv’in kendi sultanlık sistemi ise bu tarihten sonra da devam etti. Daha sonra Hint Yarımadası’nda Hollandalılara üstün çıkan İngilizler Maldiv üzerinde söz sahibi olmaya başladılar. 1887′de Maldiv yönetimi İngilizlerle, İngiliz himayesini resmen kabul eden bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı. Anlaşmadan sonra İngilizler Maldiv adalarını Seylan’daki sömürge yönetimlerine bağladılar. Ancak bu anlaşmayla İngilizler Maldiv Adaları’nın iç yönetimine müdahale etme imkânı bulamadılar ve adalar yine kendi geleneksel sistemiyle yönetildi. İngilizlerin resmi sömürgeleri 26 Temmuz 1965′e kadar sürdü ve bu tarihte Maldiv Adaları bağımsız bir devlet oldu. Bağımsız olduğunda ülkedeki sultanlık sistemi devam ediyordu ve sultanlıkta 1954′te sultan olan Emir Muhammed Ferid Didi vardı. Ancak 11 Kasım 1968′de sultanlık sistemine son verilerek cumhuriyet sistemine geçildi. Cumhuriyet sistemine geçilmesinden sonra ilk cumhurbaşkanı İbrahim Nasır oldu. İki dönem bu göreve seçilen İbrahim Nasır’ın cumhurbaşkanlığı 1978′de sona erdi ve ondan sonra da yerine hâlen bu görevi sürdüren Me’mun Abdülkayyum seçildi.

Dış problemleri: Hindistan yönetimi Maldiv Adaları’nı sürekli etki altına tutmaya çalışmakta ve bu yüzden zaman zaman içişlerine müdahale etmektedir. Hatta bazen kendi adamlarını ve taraftarlarını yönetimde etkili konuma getirebilmek için çeşitli yollara başvurmaktadır. Maldiv’in ordusunun bulunmaması ve askeri bir güce sahip olmaması Hindistan’ın bu konuda daha rahat hareket etmesine imkân sağlamaktadır. Hindistan Maldiv’i karıştırmayı amaçlayan eylemlerinde bazen Sri Lanka hükümetine karşı mücadele eden Tamil gerillalarını da kullanmaktadır. Görünüşte Hindistan’la Maldiv arasındaki ilişkiler iyidir ve sık sık karşılıklı ziyaretler gerçekleştirilir. Ancak bu Hindistan’ın siyasi baskısından ve Maldiv yönetimini etki altına almasından ileri gelmektedir. Hindistan 1988′de Maldiv yönetimine karşı düzenlenen bir darbe girişimini bahane ederek bu ülkeye asker gönderdi. Hâlen de bu ülkede askeri müsteşarlar bulundurmaktadır. Hindistan, Maldiv için sürekli bir tehdit unsurudur.

İç problemleri: Hindistan tehdidi Maldiv’de bazı iç problemlere de yol açmaktadır. Maldiv yönetiminin bu tehdit dolayısıyla Hindistan’a önemli tavizler vermesi, ihracatta Hindistan mallarına ayrıcalık tanıması vs. içerdeki muhalif grupların ağır tenkitlerine yol açmakta, bu da iç huzuru bozmaktadır.

İslami Hareket: Maldiv halkı genelde İslâm’a bağlılığıyla bilinir. Din hizmetleriyle ilgili bütün giderler hükümet tarafından karşılanır. Her idari birimde İslâm hukuk kurallarını uygulamakla görevli bir kadı bulunur. Ülkenin 14. yüzyılda İslâm devleti olmasından (tarih kısmına bkz.) sonra uygulamaya konan İslâmi geleneklerin birçoğu bugün hâlâ sürdürülmektedir. Örneğin Cuma namazı devleti temsil eden yöneticiler tarafından kıldırılır. Namaz kılmak, oruç tutmak ve bunun gibi temel dini görevleri yerine getirmek zorunludur. Müslüman kadınların Müslüman olmayanlarla evlenmeleri yasaktır. Çocuklara İslâmi anlamlar içeren adlar takılır. Çocukların hemen hemen tamamı belli bir yaşa geldiklerinde Kur’an okumayı öğrenirler. Kadınlar İslâmi tesettüre hassasiyetle uyarlar. Ancak Hint tesiriyle adalara İslâmi olmayan bazı gelenekler de girmiştir. Örneğin kendilerine fandita denilen kişilerin insanlara şifa muskası yazması böyledir. Fanditalar bazen büyü de yapmaktadırlar. Yine gayb alemiyle ve cinlerle ilgili İslâmi dayanağı olmayan bazı inançlar mevcuttur ki bu inançlarda da budizmin etkisi olmuştur.

Ekonomi: Maldiv Adaları’nın ekonomisi balıkçılığa, deniz ürünlerinden elde edilen gelirlere ve tarıma dayanır. En yaygın olan iş balıkçılıktır. 1991′de 81 bin ton balık ve deniz ürünü avlanmıştır. Balıkların bir kısmı kurutularak ve tütsülenerek ihraç edilir. Tarıma elverişli arazisinin azlığı dolayısıyla bu alanda çalışanlar çok fazla değildir. Bazı yerlerde darı, hint yer elması, tapyoka adında tedavide kullanılan bir bitki ve çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir. Adalarda çok sayıda Hindistan cevizi, muz ağaçları ve bir miktar ekmek ağacı vardır. 1992′de 10 bin ton meyve, 30 bin ton sebze üretilmiştir. Tarımdan elde edilen gelirlerin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 24′tür. Halkın yaklaşık % 50’si tarım ve balıkçılıkla uğraşmaktadır.

Para birimi: Maldiv Rufiyası

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

4

Kınalıada

04 Tem 2008, 12:35 | agmehmet | henüz yorum yok

Kınalıada, istanbul Adaları içinde en küçüklerinden biridir. 1500X1100 kilometre büyüklüğündedir. Kınalıada ismini, üzeri makilerle kaplı olduğu dönemlerde uzaktan kızıla çalan bir görünüme bürünmesi nedeniyle almıştır.

Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere üç tepesi vardır. Bizans İmparatoru Romanos Diyogenes, tahttan indirildikten sonra buradaki Hristos Manastırı’na kapatılmış ve ömrünün sonuna kadar sürgün hayatı yaşamıştır. Mütareke yıllarında M. Kemal Atatürk, adadaki Tasçıyan Evi’nde bir süre gizlenmiş. Yazar Fazil Ahmet Aykaç, Kı-nalıada’nın simgesi olmuştur. Kınalıada‘da, çok kayalık olması nedeniyle, ağaçlık bulunmamaktadır. Bizans döneminde, surların yapımı için buradaki kayalıklardan taş getirildiği bilinmektedir. Adadan çıkartılan taşlar nedeniyle arazi bozulmuştur. Adada en çok dikkat çeken özellik, Çınar Tepesi’ndeki büyük radyo ve televizyon antenleridir.

Ada, geçmişte suyu ve elektriği de olmadığı için diğer adalardan çok daha sakindir. Ada’ya elektrik 1946 yılında gelmiştir. Önceleri tankerlerle, taşıma suyla idare eden Kınalıada, susuzluktan da 1981 yılında kurtulabilmiştir.

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

4

Kıbrıs Adası

04 Tem 2008, 12:32 | agmehmet | henüz yorum yok

Resmi adı: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)

Başkenti: Lefkoşe (Nüfusu: 42.000)

Diğer önemli şehirleri: Girne, Gazimağusa, Güzelyurt.

Yüzölçümü: 3.355 km2 (Kıbrıs adasının % 36.5′i).

Nüfusu: 172.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 40′ı şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 74 yıldır. Nüfusun % 26.3′ünü 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 6′dır. Nüfusun % 26’sını 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.

Km2 başına düşen insan sayısı: 51

Nüfus artış hızı: % 1.4

Etnik yapı: KKTC halkının % 98.71′ini Türkler oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra % 0.5 oranında Rum vardır. Kalan nüfusu başta İngilizler olmak üzere değişik etnik unsurlar oluşturmaktadır.

Dil: Resmi dili Türkçe’dir. Halkın büyük çoğunluğu arasında da Türkçe konuşulur.

Din: Yukarıda verilen etnik oranlar aynı zamanda halkın dini inançlarıyla ilgili oranları da ortaya koymaktadır. % 98.71 orana sahip olan Kıbrıs Türkleri Müslüman ve sünni, % 0.5 oranındaki Rumlar ortodoks hıristiyandır. Bunun yanı sıra % 0.2 oranında Maruni hıristiyan vardır. Kalan nüfusu ise değişik din ve inançların mensupları oluşturmaktadır.

Coğrafi durum: Doğu Akdeniz’de bir ada ülkesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, güneybatıdan resmiyette “Kıbrıs Cumhuriyeti” adını taşıyan Kıbrıs Rum Kesimi, diğer yönlerinden ise Akdeniz ile çevrilidir. Kıbrıs adası Türkiye’ye 71, Suriye’ye 98, Mısır’a 384, Yunanistan’a 900 km. uzaklıkta bulunmaktadır. En yüksek yerleri, St. Hilarion (1035 m.), Beşparmak Dağı (800 m.) ve Karşıyaka Tepesi (790 m.)’dir. Irmak ve gölleri yoktur. Yazları kuruyan birkaç deresi bulunmaktadır. Topraklarının % 57’si tarım alanı, % 5′i otlak, % 20’si ormanlıktır. Başkent Lefkoşe’de yıllık sıcaklık ortalaması 18.5 derece, yıllık yağış ortalaması 244 mm’dir.

Yönetim şekli: Çok partili demokratik bir sistemle yönetilmektedir. Devletin en üst yöneticisi cumhurbaşkanı, hükümetin başkanı ise başbakandır. 50 üyeli bir parlamentosu mevcuttur. Parlamento üyeleri serbest seçimlerle belirlenir. 5 Mayıs 1985 halkoylamasından sonra yürürlüğe konan bir anayasası vardır. Anayasanın başlangıç kısmında, Türkiye’de olduğu gibi Atatürk ilkelerine bağlı kalınmasının gerekliliği vurgulanmakta ve KKTC’nin laik bir ülke olduğu belirtilmektedir. KKTC henüz Birleşmiş Milletler’e, İslâm Konferansı Örgütü’ne ve diğer uluslararası kuruluşlara kabul edilmemiştir.

Siyasi partiler: KKTC’deki siyasi partilerin başta gelenleri şunlardır: Ulusal Birlik Partisi: Derviş Eroğlu’nun liderliğindeki bu parti liberal ve batı yanlısı bir anlayışa sahiptir. Demokrat Parti: Hakkı Atun’un liderliğindeki bu parti milliyetçi ve liberal bir anlayışa sahiptir. Ulusal Birlik Partisi’nden sadece bazı siyasi konularda ayrılmaktadır. Cumhuriyetçi Türk Partisi: Özker Özgür’ün liderliğindeki bu parti solcudur. Bu parti 12 Aralık 1993′te gerçekleştirilen seçimlerden sonra Demokrat Parti’yle bir koalisyon hükümeti kurmuştur. Toplumcu Kurtuluş Partisi: Rumlarla federal sistemi savunan sol görüşlü bir partidir.

İdari bölünüş: KKTC, 3 ille 199 yerleşim biriminden meydana gelir.

Tarihi: İslâm orduları tarafından Kıbrıs adasına ilk önce Hz. Osman (r.a.)’ın halifeliği döneminde 649 yılında bir sefer düzenlendi. Bu seferde adanın bir bölümü ele geçirildi. 653 yılında ikinci bir sefer düzenlendi ve İslâm devletinin bu ada üzerindeki hâkimiyeti güçlendirildi. Ancak adanın bir bölümü yine Bizanslıların hâkimiyetinde kalmıştır. 653 yılındaki ikinci seferden sonra Kıbrıs’a Müslümanlar yerleşmeye başladılar. Ancak Müslüman olmayan yerliler de varlıklarını sürdürmüşler ve ada tam olarak İslâmlâştırılamamıştır. 964 yılında Kıbrıs adası yeniden Bizans hâkimiyetine geçti. Bundan sonra Kıbrıs’a 1191′e kadar Bizanslılar, 1191 - 1192 arasında İngilizler, 1192′de kısa bir süre Templer şövalyeleri, 1192 - 1489 arasında Lüzinyanlar, 1489 - 1571 arasında da Venedikliler hükmetmişlerdir. Kıbrıs’ın ikinci fethi 1571 yılında Osmanlılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci fetihten sonra Kıbrıs’ın imarı, adadaki ekonomik hayatın canlandırılması vb. amaçlarla bazı Müslüman Türkler adaya nakledildi. Böylece adada yeniden Müslüman bir kitle oluşmaya başladı. Osmanlılar Venediklilerin kapattığı ortodoks kiliselerini açarak bir din özgürlüğü sağladıklarından yerli halkın tasvibini kazanmışlardır. Ancak Rumlar arasında 18. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan Megali İdea (Büyük Hedef) diğer adıyla ENOSİS akımının etkisinde kalan bazı kitleler zaman zaman Müslüman kitlelere saldırarak onları rahatsız etmeye başlamışlardır. Osmanlıların Kıbrıs üzerindeki hâkimiyetleri 1878′e kadar sürdü ve bu tarihte ada İngilizler tarafından işgal edildi. İngiliz işgali altında Enosis akımının etkisindeki Rumların faaliyetleri ve Müslüman Türklere yönelik saldırıları daha da artmıştır. Rumlar 1 Nisan 1955′te Enosis idealini gerçekleştirmek amacıyla EOKA adlı gizli bir örgüt kurdular. İngiliz işgali 1960′a kadar devam etti. 1960′da bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Bu cumhuriyet Türk ve Rum halkların hâkimiyeti eşitlik ilkesine göre paylaşmaları esasına dayalı olarak kurulmuştu. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de garantör devletler olması kararlaştırıldı. Ancak Enosis akımını benimsemiş olan Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş günlerinden itibaren adanın tümü üzerinde Rumların hâkim olması için faaliyetlere ve bu amaçla Türkleri rahatsız etmeye başladılar. Yasaların Enosis’i yasaklamasına rağmen başta cumhurbaşkanı Makarios olmak üzere devlet yönetiminde görev alan Rumlar, Enosisi destekleyenlerin kışkırtıcı faaliyetlerine göz yumdular, hatta bu faaliyetleri yürütenleri cesaretlendirdiler. Tahrikçi eylemler 21 Aralık 1963′te silahlı saldırılara dönüştü. Öte yandan devlet yönetimindeki Rumlar Türk ortaklarını tamamen etkisiz hale getirerek bütün devlet kademelerini ele geçirdiler. Bu durum üzerine Türkiye 13 Aralık 1964′te BM Güvenlik Konseyi’ne başvurarak Kıbrıs’taki durumun düzelmesi için gerekli girişimlerde bulunulması talebinde bulundu. Ancak BM Güvenlik Konseyi bazı tavsiye kararları almanın ötesinde bir şey yapmadı. Üstelik muhatap olarak tamamen Rumların işgaline geçen hükümeti kabul etmeyi kararlaştırdı. BM’nin bu tutumundan cesaret alan Rum yönetim Türklere yönelik saldırı ve eylemleri bizzat organize etmeye başladı. BM, 27 Mart 1964′te adaya bir “barış gücü” gönderdi. Ancak “barış gücü” Türklere yönelik saldırıların durmasını sağlayamadı. Hatta Rum yönetimini destekleyici bir tavır içine girdi. Bunun yanı sıra Yunanistan hükümeti de Kıbrıs’taki Rum yönetimine askeri destek sağlamaya başladı. Bütün bu gelişmeler karşısında Türkler çok sayıda yerleşim merkezini terk ederek daha güvenli bölgelere sığınmak zorunda kaldılar. Kıbrıs konusunda garantör devlet sıfatı taşıyan Türkiye ise bu yıllarda BM nezdinde bazı girişimlerde bulunmak dışında hiçbir şey yapmadı. Rumlar adada Türklere karşı vahşice eylemlere giriştiler. Çok sayıda köyü yakıp yıktılar. Bazı köylerde insanları da yaktılar. Birçok Türkü de başka şekillerde öldürdüler. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunda adanın yaklaşık % 33′ne sahip olan Türkler saldırılar sonucunda % 3′üne sıkıştırıldılar. Türkler üzerindeki bu zulüm 1974′e kadar devam etti. Türkiye, 20 Temmuz 1974′te garanti anlaşmasının 4. maddesinin verdiği hakka dayanarak Kıbrıs’a bir askeri hârekât düzenledi. Bu harekât 3 gün sürdü. Ardından barış görüşmeleri başlatıldı. Ancak Yunan yönetiminin ve Rum tarafının bütün önerileri reddetmesi üzerine 15 Ağustos 1974′te ikinci bir harekât başlatıldı. 2 gün süren bu ikinci harekâtla bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin topraklarını oluşturan bölge Rumların elinden alınmış ve böylece askeri harekâta son verilmiştir. Bu harekâttan sonra adada iki toplumlu federal bir yönetim oluşturulması istendi ve bu amaçla federasyonun Türk kanadını oluşturması üzere 13 Şubat 1975′te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rumların federasyona yanaşmaması üzerine 15 Kasım 1983′te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. KKTC’nin kuruluşunun ilan edilmesinden sonra 9 Haziran 1985′te gerçekleştirilen ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhurbaşkanlığına hâlen bu görevi yürütmekte olan Rauf Denktaş seçildi.

 

Dış problemleri: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en önemli dış problemi Rumların adanın tümü üzerinde hak iddia etmelerinden ve BM başta olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşların Rumların hâkimiyetindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın meşru yönetimi olarak muhatap kabul etmesinden kaynaklanan problemdir. Uluslararası güçlerin, Rumlara ve onlara uluslararası platformda en büyük desteği sağlayan ülke durumundaki Yunanistan’a arka çıkması, buna karşılık garantör devlet sıfatı taşıyan Türkiye’nin Kıbrıs davasını savunmada zayıf kalması problemi daha da derinleştirmektedir. Bütün bu sebeplerden dolayı dünya ülkelerinin geneli KKTC’ni resmen tanımamıştır. BM’in Rum yanlısı tutum izlemesi de bu konuda etkili olmaktadır.

İslami Hareket: Gerek İngiliz işgali, gerekse onu izleyen Rum yönetimi dönemlerinde İslâmi eğitimin engellenmesi ve Müslüman halkın dinini öğrenmesine ve yaşamasına engel olunması Kıbrıs’ta İslâmi hayatın zayıflamasına sebep olmuştur. İngilizler ve Rumlar adadaki Müslümanlara da kendi kültürlerini ve yaşayış tarzlarını kabul ettirmeye çalışmışlardır. Bunun etkisi bugün hâlâ gayet bariz bir şekilde görülmektedir. Bugün Kıbrıs halkının yeniden İslâmi yönden bilgilendirilmesi ve şuurlandırılması için çeşitli faaliyetler başlatılmıştır. KKTC’nde 191 cami bulunuyor. Ancak bunların çoğunda fahri imamlar görev yapıyor. Bunda yönetimin ihmali görülmektedir. Yönetim İslâmi hayatın yeniden canlanması ve yetişen neslin İslâmi yönden bilgilendirilmesi yönünde gereken gayreti göstermemektedir. Yapılan İslâmi çalışmalar genellikle fahri çalışmalardır. Bu fahri çalışmaları yürütenlerin başında da Kıbrıs Türk-İslâm Kültür Derneği’yle, Kıbrıs’ın ünlü mutasavvıflarından Şeyh Nazım ve müridleri gelmektedir.

Ekonomi: Ekonomisi tarım, ticaret ve imalat sanayisine dayanır. Topraklarının % 57’si tarıma elverişlidir. Tarım ürünlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 10′dur. Çalışan nüfusun yaklaşık % 25.5′i tarım alanında iş görmektedir. Üretilen tarım ürünlerinin başında tahıl, turunçgiller ve çeşitli meyve ve sebzeler gelmektedir. 1992 yılında 64 bin ton tahıl, 260 bin ton meyve, 5 bin ton da sebze üretilmiştir. Hayvancılık da nüfusa oranla iyi durumdadır. 1992′de toplam olarak 13 bin sığır, 204 bin koyun bulunuyordu.

Para birimi: Türk Lirası

Gayri safi milli hasılası: 532 milyon dolar. (Yıllık safi artış: % 6.9)

Kişi başına düşen milli gelir: 3.089 dolar

Kıbrıs Adası

Dış ticaret: İhraç ettiği ürünlerin başta gelenleri gıda maddeleri, tarım ürünleri, makineler, motorlu araçlar, motorlu araç yedek parçaları, mamul maddeler, madeni yağlar ve kimyasal maddelerdir. Bunlardan birçoğunun üretimi değil sadece ticareti yapılmaktadır. İthal ettiği malların başında gıda maddeleri, motorlu araçlar, makineler, sanayi ürünleri, ilaç, elektrikli ve elektronik aletler gelir. Dış ticaretinde birinci sırayı Türkiye almaktadır. Bunun yanı sıra Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere daha başka ülkelerle de ticareti vardır. Türkiye’nin ithalattaki payı % 45, ihracattaki payı ise % 15′tir. Avrupa Birliği ülkelerinin ihracattaki payları % 78, ithalattaki payları ise % 34′tür. 1990′daki dış ticaret açığı 316 milyon dolar, 1992′de uluslararası cari işlemlerindeki açık ise 16 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Sanayi: 1974 harekâtından sonra Kıbrıs’ın Türk kesiminde sanayi sektörü ciddi bir gelişme kaydetmiştir. Mevcut sanayi kuruluşları genellikle imalata yönelik küçük sanayi kuruluşlarıdır. Gıda sanayisi de iyi durumdadır. Sanayi gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 12′dir. Çalışan nüfusun % 11.2’si sanayi sektöründe iş görmektedir.

Enerji: Enerji üretimi ve tüketimi de 1974 askeri harekâtından sonra artmıştır. 1991′de 65 milyon kw/saat elektrik üretilmiştir. Ancak mevcut enerji üretimi iç ihtiyacı karşılamamaktadır. Yılda yaklaşık 350 milyon kw/saat elektrik ithal edilmektedir. Kişi başına yıllık elektrik tüketimi 2370 kw/saattir.

Ulaşım: Lefkoşa yakınındaki Ercan’da, Pınarbaşı’nda ve Geçitkale’de birer havaalanı bulunmaktadır. Her üçü de uluslararası trafiğe açıktır. İhracat ve ithalatta kullanılan limanlarının başında Gazimağusa limanı gelmektedir. Gazimağusa limanı KKTC’nin en büyük limanıdır. Bundan başka Girne ve Gemikonağı’nda da birer limanı mevcuttur. 2700 km karayoluna sahiptir. KKTC’nde 3.1 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir.

Eğitim: KKTC’nde ilk öğretim 6 yaşında başlayarak 5 yıl orta öğretim (ortaokul ve lise) 6 yıl sürmektedir. 1991 rakamlarına göre 149 ilkokulu, 50 ortaöğretim kurumu (ortaokul ve lise), 11 mesleki ortaöğretim kurumu, 1 üniversitesi ve bunun dışında 5 yüksek öğretim kurumu mevcuttur. Yüksek öğrenim çağındaki gençlerden yüksek öğrenim kurumlarına kayıt yaptıranların oranı % 25′tir. Okuma yazma bilenlerin oranı ise % 97′dir.

Sağlık: KKTC’nde 51 hastane, 250 doktor, 105 diş doktoru, 310 hemşire mevcuttur. 688 kişiye bir doktor düşmektedir.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Per

3

Kene Resimleri

03 Tem 2008, 23:20 | agmehmet | henüz yorum yok

Kene Resimleri

Tags: , , , ,

Per

3

Kene nasıl çıkartırılır

03 Tem 2008, 23:20 | agmehmet | henüz yorum yok

Kene nasıl çıkartırılır

Tags: , , ,

Per

3

Gezegenlerin resimleri

03 Tem 2008, 18:31 | agmehmet | henüz yorum yok

Gezegenlerin resimleri

 

Tags: , ,


 Gezegenin Yarısı Karanlığa Gömülü Bir Vaziyette

Tags: ,


Gece Gündüzü Kovalarken Uzaydan Görünüşü

Tags:

Per

3

Dünya Resimleri Harika manzaralar

03 Tem 2008, 18:25 | agmehmet | henüz yorum yok

Tags: , ,

Per

3

Deniz manzaraları

03 Tem 2008, 17:57 | agmehmet | henüz yorum yok

Tags: , , , , , ,


« Önceki Yazılar   |  

Eklenen Son Yazılar
Yapılan Son Yorumlar
Bağlantılar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69